17 Mart 2017 Cuma

Octavio Paz, Yalnızlık Dolambacı ve Türkiye

     Kitabın isminin insana ilk kez duyduğunda çağrıştırdıklarından farklı bir içeriğe sahip bir kitap yazmış Paz. Hem duygusal hem de duygusal değil denilebilir. Bunun sebebi de uzun bir memleket hakkında düşüncelerin duygusal bir dil ile anlatılması.
     Paz, Meksikalı bir yazar ve kitabında da Meksika'yı, insanlarını, gelenek ve göreneklerini anlatıyor. Ancak bu noktada kitabı okuyan kişi farklı bir şeyler hissediyor, kendisini kitaba yakın bulmaya başlıyor. Meksika'daki ortamın, gelişmelerin ve siyasi hareketlerin Türkiye'ye ne kadar da benzediğini fark ediyor. Her satırda yüzüne çarpıyor bu benzerlik neredeyse.
     Meksika ile benzerliklerin bu düzeyde olması, Meksikalıların Türklere benzemesi okuyanın hoşuna gidiyor ilk sayfalarda. Ancak sonradan yazarın da üstünde duracağı gibi, Meksika'nın bir İspanyol sömürgesi olduğu gerçeği yüzümüze çarpıyor. Hiç sömürgecilik yaşanmamış bu topraklar ile o topraklar birbirlerine niye bu kadar benziyor?
     Tam da duygusal diye belirttiğim nokta işte burası. Yıllarca sömürgelik yaşanmış, tarihinden arındırılmış bir ülke ile kendisini bağımsız diye nitelendiren Türkiye nasıl oluyor da bu kadar benzerlik taşıyor. Bu duygusal bir konu çünkü insanın içini acıtıyor. Duygusal ve ürpertici bir duygu yaşıyorsunuz ve bu oldukça gerçek bir duygu. Türkiye gerçekten bağımsız ve hiç sömürgeleşmemiş bir devlet mi gerçekten?